altın güneşin yüzüme vuruşu,
yankılanan dalgaların şırıltısı kafatasımın içinde
sen mevzusu ağır gelir, kabalık etmeyeyim, çiğnemeyeyim şimdi
asi mi, değilim, yolundayım, fark etmedin.
kabuk tutmuştu, bitmişti her biri, birbirine karıştı, yine en baştan
en baştan kanattı, en derinden, derinlerimden tırmaladı
gülüş mü bilmem, çok sevip önemsemiştim, fark etmedin.
şakaların eğlendirmişti, seninle içtiğim en güzeliydi kahvelerin
hiç öyle kokmamıştı bana, bana bakmamıştı kimse kahkahalarımdan
gidişin mahvetmişti, alışmıştım, söktün ruhumu yerinden
çıplak mı anlamam, kıvrılmıştım yanına koca yatağına, fark etmedin.
bir tüy de mi düşmemiş aramıza; düşmüştü, sen ağlayıp acılarını paylaşmış
fedaisi olmuşum ben de aşkın, hiç de anlamı yok sözlerin
sussak mı duymam, bağırmıştım, haykıracak ne varsa ne de yoksa, fark etmedin
altın güneşi karşıma almıştım, kumdaymış gönlüm, sırılsıklandım, hiç ıslanmamıştım
hiç yenilmemiştim daha önce o oyunda, daha önce hiç sırıtmamıştım avuç içlerim kavranınca, hiç tutukluluk yapmamıştı silahım
bileklerime çiçekler çizdim, bu nadastan kurtulmaktı niyetim, fark etmedin
seni çok sevdim, yürüdüğüm en güzel yoldun, fark etmedin
beni sev diye bağırdım, fark etmedin
altın güneşin yüzüme vuruşu şimdi, yankılanan dalgaların şırıltısı kafatasımın içinde
bir sen daha yok bu dünyada, kahretsin, fark etmedim.
O'nun eli, kafatasımı incitmeden bir tür sorgu tanrı'nın eli değdi omuzlarıma, vicdanımı sarıp sarmaladı O'nu gördüm deniz dalgalarında, yaprakların hışırtısında duydum, ilk hasatlardan kokladım koca nadasın ardından, tanrı'yı buldum sende. güzel bir tarafım da varmış meğer, tebessümle seyreden aynasını, tıpkı onlar gibi, savrularak o yana, dans eden bir taraf; endişesiz, şüphesiz, kalabalık. hecesiz bir ismim varmış meğer, bu ismi sevmediysem, ne yapayım, ben seçmedim ki. tanrı'yı duydum dün gece, kar soğuğunda buldum, tenimi ürpertirken O'nunla buluştum. adem, bu buluşmadan ne çıkardı ben bu buluşmadan ne çıkardım belki kaburgasından yaratıldım bir yetimin toprak kokusu ondandı avuçlarımı saran, ondandı ense tüylerimi ürperten sessizliğim kabuk tutmayışı yaralarımın, kanamayaşı ama dahası yıpranmayışım buraya kadar mı, tanrı'nın değişi, dokunuşu adem, bu buluşmadan ne çıkardı? kör kuyudan ne çıkardım, kimdi firavunum, deşecek göğsümü söküp alacak kalbimi t...
Yorumlar
Yorum Gönder